RTÜK tarafından 6-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde yapılan "Türkiye'de Çocukların Medya Kullanma Alışkanlıkları Araştırması"na (2013) göre araştırmaya katılan çocukların yaklaşık yarısının kendi odasında TV bulunduğu, günde ortalama en az 2-3 saat TV seyrettikleri ve ağırlıklı olarak prime time denilen saatlerde (18:00-21:00) TV karşısında zaman harcadıkları saptanmıştır. Bu bulgular dikkate alındığında televizyonun değerler sistemi ve davranışları şekillendirme konularındaki olası gücünün önemi ortaya çıkmaktadır.

Bilimsel çalışmalara göre TV'deki şiddetin çocuklar üzerinde, giderek şiddeti sorunların çözümünde bir yol olarak kabul etme, şiddete karşı duyarsızlaşma, TV'de gördükleri şiddeti taklit etme, belli karakterleri kurban ve/veya kurban eden olarak tanımlama gibi pek çok olası olumsuz etkisi vardır.

TV'deki şiddeti fazla seyretmek çocuklarda daha fazla saldırganlığa neden olur. Çok gerçekçi, sık tekrarlanan ve cezalandırılmayan şiddet içeren programları seyreden çocuklar gördüklerini daha fazla taklit ederler. Duygusal, davranışsal, dürtü kontrol ve öğrenme ile ilgili sorunları olan çocuklar TV'deki şiddetten daha kolay etkilenirler. Şiddetin çocuklardaki olumsuz etkileri kısa zamanda ortaya çıkabildiği gibi yıllar sonra da gözlenebilir. Aile ortamında şiddet eğilimi olmayan çocuklar bile seyrettiklerinden etkilenebilirler.

Tabii ki saldırgan ve şiddet davranışlarının tek sorumlusu TV'deki şiddet içerikli programlar değildir, ancak önemli bir faktör oldukları da açıktır. Ebeveynler TV'deki aşırı şiddetten çocuklarını koruyabilmek için aşağıdaki yolları kullanabilirler:

  • Çocuklarının seyrettikleri programlara dikkat etmek ve onlarla birlikte seyretmek.
  • TV karşısında geçirilen zaman dilimini sınırlamak; çocuğun odasından TV'yi kaldırmak iyi bir yöntem olabilir.
  • Sık sık, seyrettikleri aktörün gerçekte yaralanmadığı veya ölmediği ancak şiddetin gerçek hayatta acı verici veya öldürücü olduğu hatırlatılmalıdır.
  • Çocuğa programda neyin yanlış olduğu anlatılarak şiddet içerdiği bilinen programları seyretmesine izin vermemek, saldırgan içerik geldiğinde kanal değiştirmek veya TV'yi kapatmak.
  • Çocukların yanında şiddet sahnelerini onaylamamak; sorunları çözmede en iyi yolun bu tür davranışlar olmadığına dair düşünceleri belirtmek.
  • Arkadaşlar arasındaki akran baskısını azaltmak; diğer ebeveynlerle iletişim kurarak çocuklar için TV başında geçirilen süre ve izlenebilecek program türleri konusunda ortak kurallar belirlemek.

Bu önerilerle ebeveynler, ırkçı ve cinsel içerikli yinelemeler gibi televizyonun diğer zararlı etkilerini önlemeyi de başarabilirler. İçeriğe bakılmaksızın çocuğun TV seyrettiği süre ölçülü olmalıdır, çünkü TV karşısında geçirilen zaman; arkadaşlarla oynamak, hobi edinmek, spor yapmak gibi aktivitelerden çalınmaktadır. Eğer ebeveynler sınır koymada ciddi güçlük yaşıyorlarsa veya çocuklarının davranışlarıyla ilgili ciddi endişeleri varsa konu ile ilgili profesyonellerden yardım almalıdırlar.

Kaynak: American Academy of Child and Adolescent Psychiatry